Samsun lunaparkı, dönen dolaplar ve yıkım kararı!
Samsun Kent Haber köşe yazarı Gülderen Semizoğlu, tahliyesi istenen Samsun'un tek lunaparkını yazdı. Gülderen Semizoğlu, Samsun'da kapatılacak olan lunapark ile ilgili "Anılarımızı, hayallerimizi yıkmayın" dedi.
Merhaba…
Umarım baharın gelişiyle birlikte, tabiat canlanırken ve uyanırken,
biz insanlar da çevremizde ve ülkemizdeki yanlışlar için beynimizde , aklımızda bir uyanma yaşarız! Doğanın gerçeği bu...
Ve toplumu oluşturan da biz insanlarız, tüm diğer canlılarla birlikte..
Benim yaş grubumda olanlar ve şimdikiler biliyor...
Bir lunaparkımız var, rengarenk ışıl ışıl...
Saflığımızı, temizliğimizi bize yeniden hatırlatan…
Yıllar yıllar önce işletmeye açılmış ve hatta hatırlarım, babamın da girişimciliğini yaptığı, havalardan, çocuk ve büyüklerin kahkahalarının birbirine karıştığı o güzel mekanı...
İşletmecileri, Samsun sevdalısı, düzgün insanlardır…
Ve hizmet sektörünün, enderlerinderdirler...
Tabi ki..
İşletme sistemi, ticari yönü, beni aşar...
Geçen hafta, torunumla, çarpışan arabalara bindiğim, o güzel işletmenin, belediye ruhsatı olmadığından, yıkım kararı alınmış olduğunu duydum…
Bu arada, bende o gizli tanıklar gibi, duydum, muşmuş demiş, gitmiş, gibi de olmayayım...
Bunu basın açıkladı...
Bir o kadar üzüldüm...
Bir o kadar öfkelendim...
Sanki benim geçmiş çocukluğumu, şimdiki bebelerin de gelecek çocukluğunu,
yok edecekler gibi...
Nasıl olur dedim!
En az 50 yıllık bir işletme, ruhsatsız, çalıştırılmış, ve izin verilmiş..
Ve şimdi mi akıllarına gelmiş de, yıkım kararı alınmış...
İşletme sahiplerinin, her türlü risk için,
tedbirlerini aldığını çok iyi biliyorum da;
Burada, hatalı olan belediye, nasıl olurda izin vermiş!
Bu ne ahlaki, ne de vicdanidir…
Ticari durumunu bilemem...
Acaba...
Bir hinlik, başka bir ticari düşüncelerimi var diye de,
düşünmeden duramadım..
Başkanımızı da severim, hemşerimdir..
Benim eski kafam, belediyecilikte,
'siyaset değil, vatandaşın huzuru, hizmeti, hakkı,
mutluluğu esastır' der...
Derde, işte…
‘Ne dedim de oldu’ dediğim,
‘Ne dedim de olmadı’ dediğim, ülkemde,
eminim bir cevapları vardır...
Bunlar benim şahsi, saf, sesli düşüncelerim...
Beklerdim ki;
O ışık saçan, çarpışan arabalardan,
havalara yükselen zincirli salıncaklardan,
çocuklar ile büyüklerin, sanki aynı yaşta eşitlenip,
kahkahalarının havalarda kucaklaştığı,
o güzel mekan için,
daha kanunsal bir karar alınıp,
'durmayacak yoluna devam edecek' denilmesini...
Sloganları bu değil mi, genelde...
Maalesef…
Benim bu ülkede..
Dönen dolaplar, aldığım vicdani kültürle,
yıllardır bağdaşmıyor, işte..
Lütfen...
Çocukluğumuzu ve çocuklarımızın çocukluğunu koruyun!
Yıkmak en kolayıdır...
Belediyemizden beklediğim, eskimize saygın bir yapılanma hayalimi de yıkmayın…
Mutlaka, sizler ve çocuklarınızda o renkli dünyaya karışmışsınızdır..
Koruyup kollamak, sizlerin görevi...
Bizim görevimizde, her türlü göç ve kültür erozyonuna rağmen
hala o aynı Atatürk ve Cumhuriyet ruhu ile sabitlenmiş olarak,
şehrimizin geçmişine saygı duyulması temennisidir...
Her türlü dönen dolaplara karşın...
Sevgi ve saygılarımla…
Yorumlar (0)
Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.





