Samsun Yurt Savunma

ABD-İsrail, İran arasında ateşkes! Şeytanın anlaşması olmaz!

Samsun Kent Haber köşe yazarı Temel Armutçu, ABD, İsrail ile İran arasındaki savaşta 2 haftalık alınan ateşkes anlaşması üzerine yazdığı köşe yazısında, "Bu bir anlaşmadan çok, sahayı yeniden dizayn etme çabasıdır diye düşünüyorum. Çünkü şeytanın anlaşması olmaz, sadece fırsat için molası olur." dedi.

Ateşkes iyidir. Barış da öyle. Savaş kötüdür. Yıkım ve ölüm ise hüzün.  Fakat ne acıdır ki, bu coğrafyada barış kelimesi çoğu zaman pusu kadar tehlikelidir. Hele ki masanın bir yanında Amerika varsa, onun arkasında da kadim sevgilisi İsrail!  

Hatırlayalım; ABD'nin, barış derken bile, bir elinde zeytin dalı uzatırken, fırsatını bulduğu an, saplamak için diğer elinde nasıl zehirli bir hançer tuttuğunu.
 
Bu huzur ve barış katillerinin mürekkebi kurumadan ateşkeslere nasıl ihanet ettiklerini, görüşme masalarının hemen ardından çoluk çocuk, yaşlı kadın, ihtiyar hasta demeden nasıl hedefli suikastlar düzenlediklerini hatırlayalım. Ve en son İran’ın üst düzey askeri ve istihbarat yetkililerinin şehit düştüğü karanlık gecelerde, barış kelimelerinin ne kadar kirletilebileceğine tanıklık eden o barış elçisi devletçiklerin nasılda sessiz kaldıklarını hatırlayalım...  

Bugün yine benzer bir senaryonun sahne bulmasından endişe ediyorum. Pakistan’ın iyi niyetli arabuluculuğu, ABD’nin harekât tehdidini iki hafta ertelemesi, Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı açmak kaydıyla bu ertelemeyi kabul etmesi, kağıt üzerinde diplomatik bir jest gibi duruyorsa da, bu bir anlaşmadan çok, sahayı yeniden dizayn etme çabasıdır diye düşünüyorum. Çünkü şeytanın anlaşması olmaz; sadece fırsat için molası olur.  

ABD ve İsrail cephesi, İran karşısında son dönemde beklemedikleri bir dirençle, hatta psikolojik üstünlük kaybıyla karşı karşıya kaldı. İran’ın rejime karşı olan iç dinamikleriyle birlikte yekvücut oluşu, yıllardır ABD ve İsrail tarafından kurulan ayrışma ve zayıflatma kuşatmasının dağılmasına ve planlarının çökmesine sebep oldu. Bu durumlarda, abondone olan düşmanın barış çağrısı bile çoğu zaman bir nefes alma, bir zaman kazanma manevrasıdır.  

O yüzden bugün 'ateşkes' dedikleri şey, bir soluklanma molası ile, bu molada fark etmeden gardını indiren, sınırlarını gevşeten İran için yeni bir pusu hazırlığı olabilir. Çünkü tarih gösteriyor ki, ABD asla doğrudan değil, hep dolaylı vurur. Önce dost olur, sonra haritayı çizmek için kalemi eline alır.  

Bu nedenle İran aklı yoğurdu üfleyerek yemeli. Güvenlik önlemlerini gevşetmemeli, istihbarat damarlarını açık tutulmalıdır. Şeytan kibarlıkla gelir, vaadlerle kandırır, sonrada elindekini de alır.  

Kısacası bu sahnede kimseye, hele hele ABD ve İsrail'e hiç güven olmaz. Ateşkeste bile strateji, sakinlikte bile teyakkuz gerekir. Çünkü Ortadoğu’da barış, çoğu zaman yeni bir operasyona verilen aradan ibarettir. Bugünkü sessizliğin yarınki fırtınaya dönüşmemesi için İran’ın uykusu hafif, eli tetikte olmalıdır. Aksi halde yine aynı hikâyeyi dinler yine aynı hüznü yaşarız: "Barış istedik… ama tuzağa düşürüldük."

Barış niyetle değil, niyetin ardındaki samimiyet ve vicdanla anlam kazanır. Ve maalesef, şeytanın samimiyeti de vicdanı da olmaz.