Mülakatta elenen avukatın isyanı! Liyakat yoksa adalet de yoktur!
Samsun Kent Haber köşe yazarı Av.Dr. Tufan Akcagöz, hakim olmak için girdiği Adli Yargı Sınavını başarı ile geçen ancak girdiği 3 mülakatta da elenen avukat Volkan Hacımahmutoğlu'nun isyanı ile ilgili yazdığı köşe yazısında "Liyakat yoksa adalet de yoktur. Adalet Bakanlığı’nın görevi, gençlerin ahını almak değil; gençlerin emeğini korumaktır." dedi.
Bir ülkede adalet, yalnızca mahkeme salonlarında verilen kararlarla değil, o salonlarda kimlerin oturduğuyla da ölçülür. Çünkü hâkim ya da savcı koltuğu bir makamdan önce bir emanettir. O emanet, bilgiyle, emekle, ahlakla ve en önemlisi liyakatle taşınır.
ÖSYM sınavlarında binlerce aday arasından derece yapmış, hukuk bilgisini defalarca kanıtlamış bir genç avukatın; mülakatlarda iki dakika içinde, hatta kendisine soru dahi sorulmadan elenmesi, artık “istisna” ya da “aksaklık” olarak açıklanamaz. Bu, sistematik bir tercihin açık göstergesidir. Yazılı sınavda ölçülen bilgiye değil, kapalı kapılar ardında ne olduğu belirsiz mülakatlara dayanan bir tercih...
Asıl soru şudur:
Bu aday elenip de yerine geçen kişi, o koltuğa nasıl oturacaktır?
Bir hâkim ya da savcı, biliyor ki o koltuk, kendisinden daha başarılı, daha çalışkan, daha donanımlı birinin hakkıydı... Hangi vicdanla karar yazacaktır? Hangi yüzle 'adalet' adına hüküm kuracaktır?
Liyakat dışı her atama, yalnızca bir gencin hayallerini yıkmaz.
Liyakat dışı her atama, toplumun adalet duygusunu öldürür.
Bugün mülakatta elenen, yarın mahkeme kapısında hakkını arayan vatandaş olacaktır. Ve o vatandaş, karşısındaki hâkime şunu soracaktır:
"Bu koltukta gerçekten hakkınla mı oturuyorsun?"
Hükümetin yıllardır savunduğu 'güçlü devlet' söylemi, liyakatin yok sayıldığı bir düzende anlamını yitirir. Çünkü güçlü devlet, sadakatle değil; ehliyetle ayakta durur. Adalet Bakanlığı’nın görevi, gençlerin ahını almak değil; gençlerin emeğini korumaktır.
Bugün bir hukukçu, "Bir daha sınava girmeyeceğim" diyorsa, bu yalnızca bireysel bir vazgeçiş değildir. Bu, devletin kendi yetişmiş insan kaynağını bilinçli şekilde kaybetmesidir.
Unutulmamalıdır ki, adalet, torpilin gölgesinde yeşermez.
Liyakat yoksa, adalet yalnızca bir kelimeden ibarettir.
Ve adaletin sadece adı kalmışsa, o ülkede hiçbir koltuk vicdanla ya da başka hikayelerle doldurulamaz.
Yorumlar (0)
Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.





